hemşire forması ve tarihin corafyası konularımız

Write By: admin Published In: Hemşire Forması Created Date: 2016-08-18 Hits: 454 Comment: 0

hemşire forması ve tarihin corafyası konularımız

hemşire forması, Hemşire forması, doktor önlüğü , Sabo terlik, Dr greys, Forma, tesettürlü hemşire forması, uzun kollu hemşire forması, uzun kollu hemşire kıyafeti

hemşire forması ve tarihin corafyası konularımız

hemşire forması ve tarihin corafyası konularımız vet arkadaslar İnsanların oturduğu, birçok evli, birçok sokaklı yerlerin en büyüğüdür. Sürekli ve köklü oturulan daha küçük yerlere cköy», ckasaba» adı verilir.Şehir hayatı, uygarlığın gelişmesinde önemli rol oynadı. İnsan toplulukları, göçebe hayatı bırakıp, toprağa bağlandıktan, köy, kasaba, şehirler kurduktan sonra, uygarlıkta ileri gittiler, toplumsal yaşayışta yenilikler elde edebildiler.
İlk şehirler, bugünkü köylerden farksızdı Şehirlerin büyümesi devlet hayatının gelişme siyle başladı. Eski Mısır'da, Mezopotamya'd: böylece «kıral şehirleri» meydana geldi. Esk Yunanlılar'da şehir aynı zamanda devlett' Her şehrin bağımsız bir idaresi vardı. Үипг nistan'daki şehirler (siteler) arasıda savur ma emeciyle birlikler de kurulurdu. Baza da bu şehirlerden ya Atina, ya
Şehnameler arasında ilk akla gelen eser, İran'ın en büyük şairlerinden Firdevsî'nin «Şehname»sidir (Bk. Firdevsî).
Firdevsî «Şehname»sinİ, kendi anlattığına göre, karşılığında alacağı ücretle kızına çeyiz düzebilmek için yazmıştır. Gazne İmparatoru Mahmut, Firdesî'ye, yazacağı dasitanî eserin her beyti için bir dirhem altın vermeyi vadet-mişti. «Şehname» Iran tarihinden, İran'ın efsane çağlarından başlayıp Müslüman Arap-lar'm ülkeyi işgaline kadar olan olayları anlatır. Şair bu eserini yarmak için yıllarca çalışmıştır. 60 000 beyit tutan eserine karşılık, »nlaşmaya göre, 60.900 dirhem altın alması gerekiyordu. Ancak, gene Firdevsî'nin anlattığına göre, Gezneü Mahmut, bazı sebepler Heri sürerek, bu parayı altın yerine gümüş olarak ödeyir'ce Firdevsî, bunu kabul etme-rjî 5İ.P fakirlere dağıttı, küskün, kırgın, Tûs .tfNrine döndü. Sultan Mahmut, sonradan
snaddesiriır. Türlü <;e>idi vardır. Çoğunlukla /ed.yunsr, tatl'iardn kuUandıiiımır €«nVaroz* (kan.iş şekeri), ya ş»»ker kamnışından, ya da pancardan eîde edü"". Beslenmemizde kullan-cl'ğımız öteki cins şekerler de şunlardır: Süt şekeri (ISkfoz), malt şekeri (maltor), üzüm şekeri (glikoz), meyva şekeri (früktoz, levü-loz), nişasta şekeri (dekstroz).
Şekerler kalori bakımından çok zengindir. 100 gr. sakaroz, 400 kalori verir. Şeker kamışında, pancarda % 15-20 şeker vardır. Şekerler «karbonhidrat» denilen karbon, hidrojen ve oksijenden meydana gelmiş besin maddelerinin bir kısmıdır. Üzüm, incir gibi birçok tatlı meyvalardı bol miktarda glikoz, früktoz vardır. Bal da glikozla früktozun bir karışımıdır. Sütte %3-6 oranında bulunan İâktcz, iüt çocuğunun beslenmesinde önemli bîr yer tutar.hemşire forması Maltoz, pentoz gibi öteki cins şekerler İnsanın beslenmesi için önemsizdir.
Şekerli maddelerin sindirimi ağızda başlar. Tükrükte nlşasrayj parçaîıyan «amilaz fer-nenti» (mayası) vardır. Midede nişastayı, şekerleri parçalıyecak bir ferment yoktur. Bar-5‘kra, pankreastan gelen amilaz vasıtaslyle nifasta sindirilir. Pankreasta, barsak özsu-ynnda maltozu pıarçalıyarak glikoz haline ge-lifen «maltaz fermenti» vardır. Barsak özsu-
пал. i(^)n ав лл1гпаг sman a, turbe-nîn yambaşında bir cami yapmasını emrett*.
Sinan camiye 1544'te banladı; dört уИ sonra 1548'de, cami tamamlandı, ibadete açıldı. Padişah, çevresine yaptırdığı medrese, daha başka türbeler, İmaret, mutfak, misafirhane İle burayı bir «külliye» (bütün) haline getirtti.
Şehzade Camisi, kenarlan 38'er m. olan bir kare biçimindedir. Büyük kubbe, «filaya-ğf» denilen dört yüksek ayağın desteklediği dört kemer üzerine oturtulmuştur. Kubbenin yerden yüksekliği 37 m., çapı 19 m.'dir. Caminin mihrabı, mimberi mermerdendir, iki minaresi, her minarenin de ikişer şerefesi vardır.
Caminin biri dış, biri iç olmak üzere, ikİ avlusu bulunur. Dış avluya beş, iç avluya üç kapıdan girilir. Kıble yönündeki kapı bir mimarlık şaheseri kabul edilmiştir. Son cemaat yerinde yanlara
dan aonra en çok n«uuı пии Ma ij^Jrafrn Titiz bir özenle, a^]ir, ' il) rlı çalınırdı. vetli bir realistti, pU^fik /f*vk ve duyufurm^ iekete yeni bir ifade tar/ı gptlrHI, NıtUrmo,j lannda ı^ık-gölg
dı. Aynı yıl yaver oldu, öğretmenlik hayatı5^ na erdi. Saraya girdikten sonra da те$Ц.^ de hızla ilerlemeye devam etti, yerli, yabaı^^ pek çok nişanla taltif edildi, 17 yabancı mç^,.    "
leketten yüksek nişanlar aldı. 1896'da«IAhv firîn-l ecnebiye teşrifatçısı» oldu, 1907'(^ âni bir kalb durmasından ölünciye kadar bu |nefnuriyette kaldı. Yüksek ahlâkı, fazileti yi-tada tatlı dilli, hoşgörür, alçak gönüllü,şei udi bir insan olmasından dolayı «Şekeri ta anılmıştır.
er Ahmet Paşa saraydaki görevlerinde! bulr* -*ça Mercan'daki konağının büvilt çalışırdı. Hayranı olduğu tabiat-yaparken bile çok defa atelyesind» 'Aşvurmak zorunda kalırdı. Peyzaj-en çoc'harlaşfınlarek ko-up (mmiл9) haline getirilir. Böyle-1«4«ег biHöru* halini alır. Brzı yerlerde K»** kabia'-dJ buharlaşmaya bırakılırsa da, örtüyü havasız Ыг kabda kaynatmak daha kıta b>r /arnandâ daha ucuza mal olur. У/гиЬип bir kısmı biMörlaşmayıp, billûrla-r. ra yapışık bir halde kalır Kahverengindeki bu yaprşkan maddenin tamamı «santrifüj» denen döner büyük silindirlere konur, şurubun büyük bîr kısmı silindirin yanlarındaki deliklerden fifkinr, içeride de saf şeker kalır. Geriye kalan melas da ya alkol yapımında kulla m!ır, ya da yem ola-ak hayvanlara verilir.
Elde edilen ham şeker, içindeki yabancı maddelerden ötürü koyu kahverengiyle beyaz araaırdadır Satışa çıkarılmadan önce iyice ar itilip pamuk süzgeçlerden geçirilir Beyaz! ı-Jmı artırmak için içine çlvit katıldığı da olur. Yabancı maddeler kemik isinden geçirilerek sütülur. Sonra ftker kurutulur, cinsine göre /Ш for haline, ya da küçük kübler haline sokulup çuvallara doldurulur. Şeker artık piya-Hlfi çıkmaya hazırdıerli Ыг madde lb.iv»#>ıt, ğu Hir4İıifan'di, Bengal'de çok eski-ta Mkçağ’da bile, biliniyordu. Batı dürv yıı ’Ja Inupîar şeker ihtiyaçlarını bal ye-n>ekkı, pekmeı Içmekla giderirlerdi. Bur>dan ikilayı, yüfyıllar boyunca fakir halk tatlı diye bir betin bilmedi. Şeker ilk defa I yüzyılda şeker kamışından elde adildi. Yalnız, o ka-dar, ar. 6 kadar değarliydi ki, ancak ya ziyafetlerde ağızt tatlandırmak için, ya da ilâç olarak kullanılıyordu.
Şekarin batı dünyasınca tanınması Haçlı Sefer İtri lirasında oldu.hemşire forması Araolar şekeri Do-"O^ıliJİar dan liğrtnmişltrdi. Haçlılar de yurtlarına döf^dükItrinde şeker kamışını ektiler İlk şeker kemışı 123Û*da Sicilya'da üretildi. ^IK. yüyrılın başlarına kadar şeker, daha çok, şeker kamışının bol yetiştiği sıcak ülkelerde ^ aide adflîyı>f, pak çok Avrupa ülkesine şeker
(yabancı l îi'eler elen gallyordu. Napoleon Savaş-»ifaatndi limanların birçoğu kapatılınca ^»^•ma şekerılî kalmak ttbliktslvle karşılaştı. NaiH-'ltun bunun öterine pancardan şeker elde edeı>l#fa yardım etti, onlara para, toprak-hemşire forması