hemşire forması ve tarihin corafyası konu

hemşire forması ve tarihin corafyası konu

Write By: admin Published In: Hemşire Forması Created Date: 2016-08-18 Hits: 434 Comment: 0

hemşire forması ve tarihin corafyası konu

hemşire forması ve tarihin corafyası konu

hemşire forması ve tarihin corafyası konu Şarkıların çoğunda güfte, klâsik Türk nin «şarkı» denilen şeklindeki eserlerden ц. çilir. Nedim ile büyük rağbet kazanan bu ^ı. kil, Galib, Fazıl, Vasıf, gibi büyük üstatlar yetiştirmiştir (Bk. Divan Edebiyatı). Şarkı şeklinde daima aruz kullanılmıştır.
4 mısralı bîr şarkıda ilk mısra «zemini, üçüncüsüne «miyan», ikinci ve dördüncü mı^ ralira da «nakarat» denir. Nakarat mısralın |iir bakımından başka başka olsalar bile bes-teitri aynıdır. Miyan'da büyük makam geçktsl yâpilır. Her mısra 2 kere tekrarlanıp okunur.
Htr şarkının sonunda bir saz parçası çili-«r; buna «aranağme* denir. Belirli kompo-şaki iler i ne uymıyan serbest bestılııv mi| şarkılara efanteıi şarkı» denir; bu şekil, yuzyride ortaya
tırebilirleı Belirtileri, kısmında o'abi'irse de çoğunlukla larda gö*"‘j'ür. Önce deri üzerinde ufal( mızı bir kabarcık belirir. Gittikçe büyüye’ menekşe rengini alır, ortası yumuşar, aç/ yuvarlak kenarlı bir yara meydana gel'r. nın çapı genel olarak 2-2,5 santimetredir.
Yara, üç ayla bir yıl arasında işledikti^ .sonra iyileşmeye başlar, yerinde hafifçe bir iz kalır
Koruyucu tedbirler. — Parazitleri taşıyirı tatarcıkların üreme yerleri ortadan kaldırıl, malıdır. İnce delikli cibinlik, koruyucu elbi. sefer, böcek kaçıran ilâçlar kullanarak tatar* cıkların
Birçok hayvanlarda görülen, bunlardan ir sana gaçen bir hastalıktır. «Karakabarcık da dknfr. Nastalrğı «anfraks» basili doğurur İnsanlar arasında şarbon, daha çok, hastt ya da ölü hsyvanlaHa uğraşanlarda, kasap çiftçi, veteriner, çobanlarda görülür. Hayvar c derisi, yün, kıl üzerine çalışan derici, kürk • çü, fırçacı gibi kimselerde, boynuz işleri ya panlarda da raslanır. Hayvan ve hayvansa ürünlerle doğrudan doğruya temas olmadar da sineklerle, böcek sokmasîyle de bulaşabi lir. Ayrıca, İyi pişmemiş şarbonlu hayvan et ferinin yenmesi barsak şarbonuna yol açabi tir. Kıldan yapılmış tıraş fırçalariyle şarbor mikrobunun geçtiği de olur.
Şarbonu başlıca iki kısma ayırabiliriz: 1 Dîş şarbon: Deride olur; 2) İç şarbon: Akci* ğerferch, barsaklarda olur.    I
Deri Şarbonu. — Mikrobun deriye girme-âkiden U3 gün sonra ufak, deride kırmızı bir teke meydana gelir. Sonra ortası morumtıra(< ШвФ, sert, çok kaşınan bir kabarcık halini Щкг
d«*t a*'* ^iomîarı »ıkarak şarap elde ediliyordu ffufsel bir »çkı layıimaii, şarapçılığın kısa bir zankanda gef'şmesıne yardım etti. Eski Mıstr'd» cfülerın mezarlarına altı çeşit şarap koysrlsrdt
Btr hikâyvya göre, Nuh Peygamber'in otlat-fığı keçilerden bir teke sürüden ayrılmış, Bğmçiars tırmanarak yükselmiy olan bir bitkinin yuvarlak tanelerinden yedikten bir müddet sonra hoplayıp zıplıyarak geri dönmüştü. Bunun üzerine Nuh Peygamber de üzüm dikmiş, bağ yetiştirerek şarap elde etmişti.
Mısırlılar tanrı Oziris'i, Eski Yunanlılar da Dionysos CBakkhus)u şarabın mucîdi olarak gösterirler. Israiloğulları, Yunanlılar, Romalılar şarabı çok severlerdi. Hele Romalılar, şarabı ateşte ısıtırlar, içine meyvalar, çiçekler atarak hmrh kokulendırıp, hem de lezzetlendî-rırl^r. ionre da uzun zaman saklanabilmesi için ıçınm bal, nohut gibi yabancı maddeler starlardı
O*© vardan, şarabın ilk önce Anadolu'da yâoılnv'ş olması da mümkündür.hemşire forması En iyi üzümlerin Anadolu'da yetişmesi, toprağın, iklimin haleli ga elverişli olması bu İhtimali kuvve! lerKİı "ir.
hİT şsrahf çnk severlerdi. Hel* Rom«lı|*r lüitırisr, İçine meyveler, çfçekler eferek be»>t kokulmnHırıp, hem de lezretlendi-nrttr. scnre de uzun remen seklenebllmesl için içi ım he>. nohut gibi yabencı maddeler atarlardı
Ote yandan, şarabın İlk önce Anedolu'dı ympdmış olmaaı da mümkündür. En iyi Ü2üm-terin Anadolu'da yefijmesi, topreğm, iklimin beijic»i.§e efyerişli olması bu ihtimali kuvve    Anadolu'da ilk uygarlık hareket-
ferinin başladığı M. O. X. yüzyılda bağcılık, dolayısıyla şarapçılık bir başlangıç tarihi olarak kabul edilehilir, Hititler'de bağcılık M. O. XXI. yüzyıldan daha önceden bilinen 
600 yıllarında Foçalı Euxenus adlı bir gemîcî tarafından götürülmüştür.
Anadolu'da yetişen üzümlerden yapılan şarapların ünü her yana yayılmıştı. Sonradan, OsmanlI İmparatorluğu zamanında da Anadolu şarapları öteki şaraplardan çok üstün tutulurdu. Yâlnız, dinin içki içmeyi yasak €tnıesif»d«n dolayı, başta Kanunî Süleyman olmok üıer§, pek çok padişah şarap içmeyi» yâhuz Müslümanlar'a değil, Hırlstiyanlar'a da ya&ek etti Bu yüzden şarapçılık geriledi. Bağ-cdıkr# bariz bir gerileme görüldü. Bununla beraber şareplenmz gene de pek çok benzerinden üstün kalitededir.
Deri Şerbonu. — Mikrobun deriye gir-'-f»oden N3 gün sonra ufak, deride kırmızı b leke meydens getir. Sonra ortası nr>orumî;ri sfyah, sert, çok kaşınan bir kabarcık ha al r Kabarcığın etrafı gittikçe şişer, içi ks ' rnnli bir s#vı Me dolar üsti/nde kırmızı ve çc sert bi»' kabuk meydana getir. Şarbon yara ge'işirken bulantı, kırıklık, âteş, ba^ağn Ыиг. Ağtr durvmlarde, halsizlik, kusma, Ы ter, ishal, dolaşım bozuklukları görülür. 2-gün iç’nde ölüm olabilir. Ölüm şarbon mü rop>annın kılcat damarları tıkaması, zehirk rin kana kanşmasiyİe meydana ge ir.
İç Şarbon. — Akciğer ^rbonu, mikrobu sc jnum yolundan alınması sonucu, birder bire ateş, halsizlik, ba^ ağrısı, göğüste darlı htsştyie başlar. Solunum sayısı dakikada 40-5i yi bulur Öksürük, göğüs ağrısı vardır. Kanlı-köpüklü batgemda şarbon basilleri bulunul Ofom 18-24 saat içinde olabilir. Akciğer şar bonu çoğunlukla teşhis edilemeden ölümle scr alan ç-jkur Ç'jkur ilanın '•^unayini vûrkıkaraağa<; kataba-s» ile gol arasmdui Kırddağ (1.908 m ), Karadağ (1849 m.) bulunur. İlçede hüküm süren iklim, denizden uzaklığın etkisiyle, Akdn niz ikliminin biraz değişikliğe uğramış şeklidir. En yağışlı mevsim kıştır; yalnız, yaz aylarındaki kuraklık Akdeniz kıyılarında olduğu kadar belirli değildir. Sultandağlan'nm Anamas Dağı'nm bazı kesimleri ormanlarle örtülüdür. Şarkikaraağaç ilçeshemşire formasıinde önem', akarsu yoktur. Beyşehir Gölü'ne ulaşen baz küçük dereler vardır. Türkiye'nin üçüncü bü yük gölü olan Beyşehir Gölü'nün kuzeybai kesimleri Şarkikaraağaç ilçesinin sınırlan içir de kalır. Üzerinde bir kÖy bulunan Wada adı sı da golün bu kesimindedir. İlçenin başlu ürünleri tahıl, baklagiller, hayvan ürünleı dir. Bunlardan ba^ka haşhaşla keten de yeti tirilir.
P^eseha. — İlçe merkezi Şarkikaraağaç \ sabası, Sultan Dağları'mn batı etekleri önün denizden 1.181 m. yükseklikte kurulmuştj Güneye inen bir yolla Beyşehir üzerinden Ki ya'ya^ Eğridir Gölü'nün doğusunu kuşatan | yolla Eğridir üzerinden İsparta’ya, Sull
Kasabanif» u/e/mcle Sıvas-Kayseri piryolu üze''İM(Je de istasyonu verdir İsin-
yon Caddesi ile bur,a dik olan Sivas Kayser Caddesi/ kasabanın başlıca caddeler ıciir. F önemli binaları bu iki cadde üzerinde sulanır. 6 mahalleden meydana gelmiş olan Şj kışla 6.646
ŞARKİKARAAĞAÇ Akdeniz Böigesi'nîn Antalya bölümüne! İsparta iline bağlı bir ilçedir. Topraklantj doğuda Konya'nın Ilgın ve Beyşehir, güney İsparta'nın Eğridir, batıda aynı ilin Gele dost, kuzeybatıda Yalvaç, kuzeyde Konya'n Doğanhisar ilçeleri çevirir. Merkez bucağmd başka Yenişar Bademli adında bir bucağı 28 köyü vardır.
Şarkikaraağaç ilçesinin toprakları do da uzanan Sultan Dağları'nın batı yamaçl batıda uzanan Anamas Dağı'nın kuzey uç üt bu iki dağ kütlesi arasında yer alan çu alandan ibarettir.hemşire forması Bu çukur alanın çüne Beyşehir Golü kaplar Şarkikaraağaç kas sı ile göl arasında Kızıldağ (1.908 m.), ridiğ (1 849 m.) bulunur. İlçede hüküm ren iklim, denizden uzaklığın etkisiyle, 
|■raıг. v>uneyua I ı-»4u/;cy<-ujyvj \jvjyr uı lusunaa uzanan bu yaylalar» birtakım dağ dizileri böler. İlçede, İç Anadolu'nun başka kesimlerinde olduğu gibi, karasal bir iklim görülür. Or menlerinin ekonomik bakımdan fazla bi önemi yoktur. En önemli akarsu kuzeydoğı güneybatı doğultusunda akan Kızılırmak'tı İlçenin ekonomisi genel olarak tarla tarımın kısmen de haycancılığa dayanır. Sulak kesir lerinde de, erik başta olmak üzere, çeşi meyvalar yetişir.hemşire forması