hemşire forması ve tarihin corafyası edebiatı konularımız

hemşire forması ve tarihin corafyası edebiatı konularımız

Write By: admin Published In: Hemşire Forması Created Date: 2016-08-18 Hits: 416 Comment: 0

hemşire forması ve tarihin corafyası edebiatı konularımız

hemşire forması, Hemşire forması, doktor önlüğü , Sabo terlik, Dr greys, Forma, tesettürlü hemşire forması, uzun kollu hemşire forması, uzun kollu hemşire kıyafeti

hemşire forması ve tarihin corafyası edebiatı konularımız

hemşire forması ve tarihin corafyası edebiatı konularımız ŞinasTnin bu görevinde, gene kendisinin yetiştirdiği, iki de yardımcısı vardır. Bunlar Namık Kemal'le Ziya Paşa'dır. Namık Kemal de, Ziya Paça da, Şinasi'nin tamamlayıcılar olarak edebiyatımıza fikir ve felsefe, toplun ve birey meseleleri, yurt ve hürriyet konular getirmişler; roman ve hikâye, eleştirme, tiyat ro alanında büyük hizmetler görmüşlerdir
Yayanlar, Geliştirenler. — Şinasi'nin, Z| ya Paşa'nm, Namık Kemal'in Tanzimat ede biyatını (yeni Türk edebiyatını) kurup, izk necek yolu belirtmelerinin, bu yolun ilk ö' peklerini vermelerinin ardından, onların bir< daha genç çağdaşları ortaya çıktı. Tanzim edebiyatının yayılma, gelişme kısmını teşl-eden bu devrenirt edebiyatçıları Abdülhak H mit (Tarhan), Recaizade Mahmut
bir derecede de Muallim Naci'dir. Türk ec
biyatma şekil ve zevk bakımlarından asıl E tılı şiiri getiren Abdülhak Hâmit, kendine gü derinlikleri, felsefesiyle de büyük bir Jer taşımakteKİır. Hâmit, şiirin konusunu
n.şletmîş. Divan edebiyatından uzakkışman di önemli rol oynamıştır (Bk. Tarhan). Ş den başka roman, tiyatro alanlarında da et hr veren Recaizade Mahmut Ekrem ise 
Arap ve İran reVKıhden, etkisinden, hayat ve gerçekler üresi soyut kavramlardan ay»np, ona miiletçe ve memleketçe yönelmek zorunluluğunda bulunduğumuz çağdaş nitelikleri göste-l ren ilk büyük önder Şinasi'dir. Şinasi, şiir öe, Divan Edebiyatı'mn eskiden beri yürüte; geldiği belli başlı şekil, anlam, zevk, estet-yollarından ayrılmış, bu konuda batı çeşni sindeki yeni örnekleri denemiş, edebiyat d Hni geniş halk yığınlarının sevip anlıyabilecel leri dereceye getirmeye çalışmış, edebiya' hayatı, gerçekleri sokmuştur. Halk yığmlaı mn faydasına yönelen ilk gazeteyle, Türkiv de Türkçe olarak yazılan ilk tiyatro denemt de onun eseridir (Bk. Şinasi). Bu bakimde ona Tanzimat edebiyatının, dolayısiyle, n dern Türk edebiyatının kurucusu demek rinde olur.
Şinasi'nin bu görevinde, gene kendisi yetiştirdiği, iki de yardımcısı vardır. Bur Namık KemaTle Ziya Paşa'dır. Namık Ke de, Ziya Paşa da, Şinasi'nin tamamlayıc olirak edebiyatımıza fikir ve felsefe, top ve birey meseleleri, yurt ve hürriyet kom getirmişler; roman ve hikâye, eleştirme, t ro alanında büyük hizmetler görmühemşire formasışle Yayanlar, Geliştirenler. — Şinasi'nin ya Paşa'nm, Namık Kemal'in Tanzimat
edebiya tını) kurupj
Bey le Sarrupa>a7ade Sezai Bey; geniş halk yığınlarına okuma al»v kanlığını kazandıran, her konuda 200'ü aşk ın eser yazmış olan büyük halk gazetecisi Ahmet Mithat Efendi.
Yukarıdan beri yapılan kısa açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Tanzimat edebiyatı, meselâ 1896'da bir dergi çevresinde kurulan Servet-i Fünun edebiyatı gibi anlaşmış kişilerin ortak estetik ve sanat görüşleriyle kurdukları bir topluluk değildir. Tanzimat edebiyatı, tarihî zorunluklardan dolayı, evrimleş-mekte bulunan ulusal bir ortamda aydınların, sanatçıların, düşünürlerin, paylarına düşen görevleri yerine getirme hareketidir. Tanzimat-tan önce Türk nüfusu, çok geniş bir okumamış, kültürsüz tabaka ile, küçük bir aydınlar tabakasından ibaretti. Tanzimat edebiyatının büyük hizmetlerinden biri de orta kültürlü sınıfı vücuda getirmiş olmasıdır.
rek 1931'de merun oU г]ч. Birkaç yıl Mülkiye Okulu'na (Siyasal Bilgiler Fakültasi'ı^e) devem ettiyse de, tamamiamadan ayrıldı, İlk | şiirterini o «ıralarda yayınlanmaya başlamı>tı. Daha sonra Paris'e gitti. Orada hem Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde okuyor, hem de у\г, edebiyat hareketlerini yakından izliyordu, ll. Dünya Savaşı'nın çıkması, Paris'in Alman »v gali altına girmesi yüzünden, öğrenimi gene yanda kaldı. 1940'ta yurda döndü, basın hayatına atıldı, şiirle birlikte hikâyeler de yazıyordu. 1943'te memurluk hayatına girdi. Anadolu AJansı'nda, Toprak Mahsulleri Ofl-si'nde, Çalışma Bakanlığı'nda çeşitli görevlerde çalıştı.
Tarancı, bu arada kendini içkiye kaptırmıştı. Yaratılıştan zayıf bulunan vücudu, bu düzensiz yaşayışına dayanamadı; ağır bir felce uğradı. Şair hassas varlığım, hiçbir şekilde kıpırdanamıyan bir vücut kalıbı İçinde mahkûm görmenin sonsuz acısını çekerek iki yıl boylece yaşadı. İstanbul ve Ankara'daki tedavilerden bir sonuç alınamayınca Viyana' ya gönderildi, orada öldü.
f ğük ey orta arnasf i^e 3*^.4, yıllık or-** sıcaklık 13 ’.6'dır. Sıcoklı^ın en çok 3^'' kadar çıktığı, en az —Î4®'y® görülmüştür. Gene il merkezinde yıH,;ç ■ ortalaması 550 mm/dir.
Tarım. — Tekirdağ ilinde tarıma eiyç. alanlar geniş yer tutar. Ekili-dikili alan'ur^’ tün il yüzeyinin %53'ünü kaplar. Bu al&r^ da başta buğday olmak üzere çeşitli fcâştâ şekerpancarı ile ayçiçeği olmak уц,^ ■rçok endüstri bitkileri yetiştirilir. İlini»# fnara kıyılarına yakın olan kesiminde biç: ık çok ileri gitmiştir. Burada elde ecr imlerden şarap yapmak üzere birçokя
Oyen Tekerleoıeieri. — «üşüdüm, üş «:^r»T, e ber>»^n> canım üşüdüm. Kürkünü gı kürkv-na gıy. e bmn'tm canım kürkünü g* Kürküm yok. kürküm yok, a benim can kürküm yok Aısana, atsana, a benirft canı a/sar>a. .» ~ «Karga karga gak dedi, çık c vara bak dedi Hacmine kına döver. Ben ! lirim kimi sever. Altın paşayı sever. Alı pasa çardakla. Gümüş yüzük parmakta.»
Masal Tekerieme eri. — «Evel zaman iç de, kalbur saman içinde, deve tellâl ikt hOTor berber iken, ben annemin beliğini t gtr mtngtr sallar iken, var varanın, sür renin, destursüz ba^ girenin, dayak yer $i çok olurmuş hey; kasap olsam sallıyam satırı, nalbant olsam naliiyamam katırı, n ♦eyirn kf dost ve ahbap hatırı...»
TEKİR ftALIGI 5з"Ьигуа oaııgına benziyen bir balık Cv.hemşire forması daha yassı, daha küçüktür. Üzeri уса k'cpup r,rılablien pullarla örtülüc ücuog kır.n-..:!mtiraktır. 15 sm. kadar cHamar na cçcka tekiri'ya göçmeden önce Orta Asya'da Harzem bölgesinde yaşıyar Türkmenier'den bir oruktu. Bunlar, Cengii ordularının saldırışından usanarak, batiye göç ettiler. Anadolu'da Elmalı, Kaş, Karahi] sar. Teke, Finike dolaylarına yerleştiler, ^aş larında bulunan Teke Bey'i Selçuklular Dev İsti cücbe/i» atadılar. Teke Bey, BizanslIlar la, Hıristiyanlar'la savaşarak, büyük bir ür kazandı. Selçuklu Devleti yıkılınca, 1300 yı lında, bağımsızlığını ilân etti. Antalya bir ii man şehri olduğundan, Tekebeyleri kendileri nt MSultanüssevahıİp (Kıyılar Sultanı) unva nını vermişlerdi. 1389'da Yıldırım Bayezi Anf3İyayı aldı. Yıldırım'm Timur'a yenilme tinden sonra Tekooğülları, devletlerini yeni den kurma amacına kapıldılar. Tekeoğlu Os man Bey İ426'da Karamanoğlu ile birieşerel ArtfJya'yı kıışdttıysa da,hemşire forması Osmanlı Komutan Hamza Bey, Karamenlılar'ı da yenerek. Teke oğulları devletine son verdi.
тлп şohrf olHuğı/MtIrtf», Tekebeyler n# mSultiinuneveıhıl» (Ktydar Sultanı) unv« nını v9rmifİ0rçli 1339'с1а Yıldırım Bayez Antsfys'yı afc/ı, Yıldırırn'm Timur'a yenilme sinden sonra Tekoo^jlları, devletlerini yen den kurn^a amacına kapıldılar. Теке<У)1и 0' man Bey 1426'da Karamanoğtu ile birieşere Antalya'yı kuşattıysa da, Osmanlı Komutaı Hamza Bey, Karamanlılar'ı da yenerek. Tek oğulları devletine son verhemşire formasıdi.